Uzaklaşmadan Eğitim



Her şey yolunda gidiyordu. Teneffüslerde bahçede koşup oynuyorduk, derslerimizde öğrenme sürecimiz olağan akışında devam ediyordu. Sarılmak, tokalaşmak, dokunmak, el kol şakaları, kısacası mesafe tanımayan ne varsa eğitiminin bir parçasıydı. Birlikte eğlenip öğreniyorduk işte, keşfediyorduk her yeni günü.

Sonra bir haber geldi; bir hastalık sarmış dünyayı. Salgınmış, tası tarağı toplayıp uzaklaşmalıymışız. Nasıl uzak kalınırdı ki? Uzak kavramı bile bize öyle uzaktı ki...

Kasırga gibi kaçırdı hepimizi, savurdu evlerimize, kapılar ardından uzağı yakın etmeye çalıştık Mart'tan beri. Şimdi de deniyor ki ikinci dalgası, tepe değeri, nüksetmesi, artış göstermesi, falanı filanı. Şubat'a kadar uzak, uzak olmaya devam edeceğe benziyor kısacası.

Öğrenmek, daha çekirdeğinden sosyal bir girişimdir. İnsanlar birbiriyle ve çevrelerindeki dünyayla olan iletişiminden öğrenir ne öğreniyorsa. Araya giren mesafeyle, ekranın karşısına geçip, göz teması bile kuramıyorken nasıl öğrenir ki insan? Hele çocuklar.... Nasıl saatlerce ekran karşısında durur, oturur, yazar, çizer, oynar, keşfeder ve öğrenmeyi gerçekleştirir? Olacak iş değildir!

Ancak eğitimin felsefesinde, öğrenmede neyin önemli olduğuna dair inançlarınız ve düşünceleriniz daha çok önem arzeder ve bunu nasıl aktardığınız. İnancınız ve düşünceleriniz sizi sarıp sarmalar ve bunları eylemlerinize dökmenizi sağlar. Sonuç olarak, öğrenme ister fiziksel varlıkla olsun ister sanal varlıkla inançla yapıldığı sürece öğrenme her ortamda gerçekleşir.


Bakın Araştırma Topluluğu Çerçevesi(2009) ne diyor: online öğrenme, birbirine bağlı üç varlıktan oluşur; sosyal varlık, öğretme varlığı ve bilişsel varlık.

Sosyal varlık, öğrencilerin sosyal ve duygusal benliklerini iddia etme, sınıf arkadaşlarını gerçek insanlar olarak görme ve çevrimiçi ortamda açık iletişim kurma yeteneğini ifade eder. Sınıfta öğrencilerin birbiriyle iletişime geçmesi, öğrenci kimliklerini oluşturmaları ve bu kimliklerle sınıf içerisinde varlıklarını sürdürmelerine olanak sağlayan zamanlar vardır. Peki bu sosyal varlık online eğitimde nasıl korunur ya da geliştirilir? İşte bu noktada öğretmene büyük iş düşmektedir. Bu kimlik oluşturma ve etkileşime geçme bölümüne öğretmenin daha fazla zaman ayırması ve daha fazla önem göstermesi gerekmektedir. Dersin konusuna geçmeden önce güvenli ve rahat bir sınıf atmosferi yaratmak için yine öğretmen yüz yüze eğitimde olduğundan daha fazla zamana ve efora ihtiyaç duymaktadır.

Öğretme varlığı, derste öğrenmenin tasarımı, öğretimi ve kolaylaştırılmasını kapsar. Uzaktan eğitimde olay, bir konuyu nasıl öğretirim ve elimde bu konuyu öğretmek için neler var diye düşünmektir (Flynn, 2020). Uzaktan eğitim, yüz yüze eğitime benzer ancak yüz yüze eğitimle arasındaki en belirgin fark öğretmenin nadiren öğrenciyle buluşması ve bu nedenle öğretmenin yüz yüze dersin sosyal atmosferini ve grup dinamik özelliğini yakabilmek için daha fazla çalışmasını ve efor sarf etmesini gerektirir. Uzaktan eğitim öğreten ve öğrenen için bu kadar zorlayıcılığının bir armağını olarak, öğretmene yaratıcılığını konuşturması için yeni imkanlar tanır. Uzaktan eğitimin en can alıcı eksikliği şayet eğitim içeriği başından sona yaratıcı bir şekilde dizayn edilmemişse katılımcıların yabancılaşma ve soyutlanma duygularına yol açabilecek bir algı oluşturmasıdır. Katılımcılar, desteğe, cesaretlendirilmeye ve motivasyon sağlayıcılara daimi olarak ihtiyaç duyarlar. Yine bu noktada iş yürütücüye ya da öğretmene kalmaktadır.

Son olarak, bilişsel varlık öğrencilerin sorgulama, diyalog ve yansıtma süreci yoluyla anlam oluşturma yeteneğidir (Garrison, Anderson ve Archer, 2000). Bu varlıklar arasındaki etkileşimi anlamak, derslerine çevrimiçi geçiş yapan öğretmenlerin ilgi çekici, öğrenci merkezli ve sınıftan yararlanan öğrenme deneyimleri oluşturmalarına yardımcı olabilir. Yani süreç baştan yapılandırılmasının yanı sıra süreç içersinde de yapılanabilecek esneklikte olmalı ve ders planları buna göre dizayn edilmelidir. Uzaktan eğitim, bir buluta eğitim materyalleri yüklenip öğrencinin bu eğitim materyallerini indirmesini ve okumasını söylemek değildir. Herhangi bir dijital ortama boşluk doldurmacalı, çoktan seçmeli, eşleştirmeli online çalışmalar koyup, öğrencinin bunları yapıp ,öğrenciyi bir başına bu çalışmalarla bırakmak demek de değildir.Evet, uzaktan eğitim öğrenciye bireysel ve bağımsız çalışma şansı tanır ancak bu, öğrencinin o materyale ne kadar aşina olduğu ve üzerinde ne kadar pratik yaptığına bağlıdır. Öğretmenler, öğrenme etkinliklerini daha küçük parçalara ayırmalıdır ve öğrencilere bu faaliyetler arasında kendi hızlarını göstermeleri için zaman tanımalıdır. Çevrimiçi öğrenmenin güzelliği, öğrencilere sağladığı esnekliktir.

Bir online derste, öğretme ve öğrenme iç içe geçmiş durumda ve oldukça şeffaftır. Öğretmen, öğrencisinin gelişimini şimdi ya da sonrasında izleyip analiz etme imkanı bulur. Senkron derslerde, öğrencinin tartışmalara ve çalışmalara katılımına tanık olurken, asenkron platformlarda süreç değerlendirmesini yapabilir. Eğer öğrenci aktif katılım sağlamıyorsa her iki yönlü de geri bildirimler sağlayabilir. Google Classroom, Edmodo, Moodle ve benzeri platformlar bunun için etkin bir araçtır. Öğrencilerin sadece bir şeyler yayınlayacakları bir ortam değil, aynı zamanda etkileşimde bulundukları ve öğrendikleri bir yerdir. Dolayısıyla öğrenme sadece senkron derslerde değil asenkron uygulamalarda da gerçekleşmeye devam etmektedir. Senkron derslerdeki öğretmen merkezli anlatımlar bu tip asenkron uygulamalarda kendini akran etkileşimine ve öğrenci merkezli yaklaşımlara bırakmaktadır. Burası öğrencilerin bilgi ve kaynaklara erişecekleri, öğretmenleri ve akranları ile etkileşime geçecekleri ve çalışmalarını geri bildirim ve değerlendirme için sunacakları yerdir. Çevrimiçi öğrenme, öğrencilerin pasif bilgi alıcılarının rolüne düşmeleri gerektiği anlamına gelmez. Bunun yerine, öğretmenlerin çevrimiçi topluluklar geliştirerek ve öğrencileri öğrenme sürecinin her bir bölümünde aktif olarak meşgul eden teknoloji araçlarından ve öğretim modellerinden yararlanan dersler tasarlayarak öğrenci merkezli öğrenmeye öncelik vermesi gerekmektedir.

Peki bir öğretmensek ya da online bir dersin yürütücülüğünü üstlenmişsek bu yukardaki bilgilerin ışığında ne yapmamız gerekir? Gelin şöyle bir özet yapalım:

  • Asla hiçbir şey varsaymayın : Yaratıcılık ve önceden planlama her zaman hem zamandan hem sosyal varlığın ihtiyacı olan içeriklerden kazanmanızı sağlar. Ancak online ortamlar öyle tahmin edilemez vakalara gebedir ki hiç bir şeyi önceden varsayamazsınız. O yüzden her daim esnek ders planları yapın. Bunun yanında öğrencilerin ya da katılımcıların online eğitimde en az sizin kadar bol miktarda desteğe, cesaretlendirilmeye ve motivasyonel girdiye ihtiyacı olduğunu unutmayın.

  • Doğru ortamı yaratın : Sosyalleşmeye ve grup dinamiğine zaman ayırın. Online bir ders, doğru ortamı yaratmazsanız ve bu ortam şayet öğretme varlığından yoksunsa çok az verimle gerçekleşecektir.

  • Sorunları açıkça ele alın: Online eğitim grubunuzda devam eden sorunları ve sorunların açık tartışmasını teşvik eden ortamlara izin verin ve proaktif olun. Birkaç basit kural belirleyin, ders sırasında uygunluk durumunuzu / zamanlarını belirleyin ve bunları katılımcılarınızla paylaşın. Zamanı ve içeriği öğrencilerinizle birlikte yönetin.

  • Katılımcı becerilerini geliştirin : Bilgilerin çevrimiçi ortamda nasıl oluşturulduğunu, özümsendiğini ve bunlarla nasıl başa çıkıldığını keşfetmek için öğrencilerinizle birlikte çalışın. Dersten en iyi şekilde yararlanmak için ihtiyaç duydukları becerileri kazanmalarına yardımcı olun. Bunları yaparken dijital araçlardan faydalanmayı unutmayın. Kendinize her hafta bir yeni dijital araç öğrenmeyi ilke edinin. Bu konuda öğrencilerinizden yardım ve destek alabilirsiniz. Ancak unutmayın az ve özlük her zaman yeğdir. Her sınıf için belirli birkaç dijital platform yeterli olacak ve kafa karışıklığını önleyecektir.

  • Yansıtmayı teşvik edin : Katılımcılara sadece çalıştıkları şeyleri değil, aynı zamanda çevrimiçi çalışma sürecini de yansıtmalarını sağlayın. İster senkron derslerde ister asenkron dijital platformlarda olsun öğrenmelerini yansıtmaları için her türlü imkanı onlara sağlayın.

  • Yansıtın ve gözden geçirin: Yürüttüğünüz her ders sorunları ve bu sorunları geliştirme potansiyelini size verecektir. Sadece siz öğrencilerinize geri bildirim vermeyin aynı zamanda onların da size geri bildirim vermelerini sağlayın ve onları dinleyin. Aldığınız geri bildirimler doğrultusunda eğitim içeriğinizi gözden geçirin ve her daim gelişmeye, öğrenmeye, sürdürebilir olmaya karşı açık kapı bırakın.

Yukarıdaki bilgilerin hepsi online ya da uzaktan eğitim üzerine yazılmış bir sürü makaleden derlenmiştir. Makalelere aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz:


Kaynakça:

https://www.teachingenglish.org.uk/article/teaching-online

https://www.fluentu.com/blog/educator-english/teach-esl-online/

https://www.britishcouncil.org/voices-magazine/teaching-english-online-opportunities-pitfalls

http://www.ascd.org/publications/educational-leadership/may08/vol65/num08/Online-Learning@-Pure-Potential.aspx

http://www.ascd.org/publications/educational-leadership/summer20/vol77/num10/Successfully-Taking-Offline-Classes-Online.aspx

https://www.ekampus.orav.org.tr/post/evden_calisma

https://www.ekampus.orav.org.tr/post/uzaktan_canli_egitimi_etkili_hale_getirmenin_10_yolu

https://www.egitimpedia.com/uzaktan-egitim-surecini-daha-verimli-hale-getirmek-icin-5-oneri/

https://www.egitimpedia.com/kriz-donemlerinde-egitim-felsefenizi-yeniden-degerlendirmek/



0 görüntüleme